Tırmanış Günlüğü
5 Mayıs 2006 PDF Yazdır E-Posta
Cuma, 05 Mayıs 2006
İleri ana kamp
ImageGeldik yine yüksek mekanımıza... Aşağıdaki mutlu günler kısa sürdü. Burada yeniden tırmanış planlarıyla, nefes alış verişlerle, günlük sıvı alım miktarlarımızla uğraşmaya başladık. Bu kez planlar biraz daha gergin. Artık her tırmanış zirveye doğru! Hesaba katmamız gereken pek çok şey var. Bir kere daha önceden hiç de alışık olmadığımız oksijen tüpleri girdi işin içine. Tüm tüplerimiz ileri ana kampa ulaştı, şimdi yavaş yavaş üst kamplara taşınmaları gerekiyor. Tüpler yukarı taşınmadan önce her birimiz teker teker maske ve regülatörlerimizi denedik. Tüplere regülatör takıp çıkarma işi biraz meaşakkatli,öiyi öğrenmek gerek. Bir de maskeleri yüzlerimize iyi yerleştirmeyi başarmamız gerek. Balaklava, kar maskeleri ve oksijen maskesi hepsi bir arada aynı surata biraz zor yerleşiyor! Oksijen kullanımı ve hesaplamasının yanısıra, tırmanış ve üst kamp kullanım planını da iyi oturtmak gerek. 7900 ve 8300 metrelerde üst kamplarımız olacak. Buralarda çadır yerleri sınırlı o yüzden biraz sıkışık geçireceğiz oradaki geceleri. Tırmanış planına gelince, hepimiz aynı gün tırmanış yapıyor olacağız ancak yine de ikişerli gruplar halinde hareket edeceğiz. Bunun da planlamasını yapmak gerek. Tüm bunlar için bugün bir iki toplantı yapacağız.
Bu arada artk ileri ana kampta da sürekli ensemizde kamera dolaşmaya başladı, sonunda! Mustafa Temiztaş da 6400 metreye geldi bizimle. Büyük olasılıkla Türkiye’nin en yüseğe çıkmış kameramanı oldu dün itibariyle!!

Bu akşam bir toplu doğum günü kutlaması yapacağız. 3 Mayıs Mustafa Temiztaş’ın, 5 Mayıs Soner’in, 8 Mayıs Mustafa Cihan’ın yaşgünü çünkü. Aman onlara söylemeyin, akşamki kutlama süpriz olacak!!

Son not: Muharrem Ertunç, tüm ekibin sana selamı var öğrencilerine ilet bizim için!!

2 Mayıs 2006 PDF Yazdır E-Posta
Cuma, 05 Mayıs 2006
Ana kamp
ImageGünlerdir takımımızın bir parçası olan Pepe, bugün kendi tırmanışını tamamlayıp geri döndü. Pepe’den daha önce bahsetmiştik. Yıllar önce geçirdiği bir yamaç paraşütü kazasında her iki bacağından da sakatlanan ancak spor yaşamını son vermeden azimle sürdüren koca yürekli arkadaşımızdı Pepe. En son 2004 Sydney Paraolimpik Oyunları’nda bisiklet yarışlarında gümüş madalya almış çok iyi bir sporcu. Bu kez kendi sınırlarını zorlayarak dünyanın tepesine tırmanmayı hedeflemişti, ancak olmadı. Bizlerle 7000 metreye kadar ulaştı, ancak ayaklarındaki sorun onu daha fazla yükselmekten alıkoydu. Kullandığı ayakkabılar ciddi acı veriyordu ona, bir kaç seçenekten hiç biri işe yaramadı. Sonunda Pepe kendisi açısından en doğru bizler açısından ise üzücü kararı verdi ve bugün evine dönüverdi.

Sabah erkenden onu uğurladık. Hoşçakal Pepe, hoşçakal zeki, neşeli, içten dostumuz. Hasta Luego!

ImageYarın biz de ileri ana kampa doğru yola çıkıyoruz yeniden. İkinci aşama başlıyor. Bir kez daha bir kaç günlük haber aksaması yaşayabiliriz. Bu arada, takımdaki gençlerin özel isteğiyle ODTÜ Bahar Şenlikleri’ne selam göndermek istiyoruz...! Bizim için de etkinliklere katılsın ODTÜ’lüler.

1 Mayıs 2006 PDF Yazdır E-Posta
Pazartesi, 01 Mayıs 2006
Ana kamp
ImageBugün 1 mayıs. Uluslararası bir kutlama yaptık ana kampta. Biz, Pepe, tüm Şerpalarımız (onlar da dün ana kampa indiler), Brezilyalı arkadaşımız Rodrigo, Çinli arkadaşımız Ning, Nepalli ahçılarımız, Tibet’li mutfak yardımcılarımız önce hepbirlikte fotoğraflar çektirdik sonra da ortak yemek çadırına geçtik. Burada Pepe’nin ikramı olarak çeşit çeşit soğuk et ve bira ile kutlamaya devam ettik. Ana kamp mekanında başka yerlerde de Tibet’liler içkili danslı 1 Mayıs kutlamaları yapıyorlardı. Çomolungma da beyaz saçlarını savura savura eşlik etti bizlere.

ImageArtık burada son günlerimiz, yeniden hazırlıklar başlayacak ve yukarı hareket edeceğiz. Eşyalarımızın büyük çoğunluğu ileri ana kampta, bir kısmı da 7000 metredeki kampta duruyor. Buraya indirdiğimiz kısıtlı eşyalarımızla zaman geçiriyoruz. Bu kez ana kampta geçiciyiz yani.

Yeni bir ay başladı, biz de tırmanışın yeni bir aşamasına hazırlanıyoruz, hepimize kolay gelsin, 1 Mayıs kutlu olsun...
30 Nisan 2006 PDF Yazdır E-Posta
Pazar, 30 Nisan 2006
Ana kamp
Imageİki gündür anakamptayız, yiyoruz, içiyoruz (zira burada bira olanağımız var!),dinleniyoruz. 5200 metredeyiz aslında, yani hiç de azımsanacak yükseklik değil. Yine de son on beş günlük yüksek yaşantımızdan sonra burası çok iyi geldi bizlere. Bir iki gün sonra yeniden yola koyulacağız, o zamana kadar her yönden toparlanmaya çalışıyoruz. Ana kampa inerek, ekibin 12. kişisi, yani belgesel sorumlumuz Mustafa Temiztaş ile de buluşmuş olduk. Belgesel filmimize ilişki, elimizdekileri toparlama olanağı olacak bu günlerde. Dinlenmenin yanısıra, temizlenme olanağı anlamına da geliyor ana kamp. Hepimiz günlerdir ilk kez yıkandık örneğin. Büyükçe ve ayakta durulabilecek yükseklikte bir çadır kuruluyor, sıcak su büyük bir torbaya doldurulup, çadırın içinde bir direğe asılıyor. Her an suyun bitmesi ve sabunlu kafayla ortada kalmak, havanın bozması ve titreyerek sıcak bir köşe aranmak, temiz kalmış son giysiler arasında en kritik olanını çadırda unutmuş olmak gibi tehlikeler altında artık ne kadar huzurlu yıkanılırsa! Yıkanmanın ötesinde başka temizlik etkinlikleri de oluyor tabii. Örneğin Mustafa ve Haldun fazla saçlarından, sakallarından kurtuldular. Serkan saçları bırakıp, sakalları ile yetindi.

ImageAncak ana kamp günlerinin en önemli olayı Elif’in büyük kökten kararı oldu. Upuzun ve gür saçların kesilmesi! Tırmanış sırasında saçlarıyla büyük mücadele vermiş olan Elif, kontrolu eline alıp fazla saçlardan kurtulmaya karar verdi. Bu zorlu işi, son derece başarıyla sonuçlandıran ise, bir Tibet kasabasında bakkal dükkanı olan Doma Teyze oldu! Makas satın almak için uğradığımız dükkanında karşılaştığımız Doma Teyze, kendi evinden getirdiği kocaman çelik makasıyla Elif’in saçlarının köyün meydanında sokakta, bir tabue üzerinde beceriyle kesiverdi. Elif bundan böyle yeni saç modeliyle hem değme kuaförlere örnek olacak hem de tırmanış boyunca rahat edecek artık!

28 Nisan 2006 PDF Yazdır E-Posta
Cuma, 28 Nisan 2006
İleri Ana Kamp
Image6400’e geri geldik. 25 Nisan’da biraz yüklü şekilde ileri ana kamptan ayrıldık ve 7000 metreye, Kuzey boynuna ulaştık. Açık bir hava vardı o yüzden çıkış ve iniş rotası kalabalıkçaydı. Oldukça ilgi çekiyoruz buralarda, hem sürekli takım olarak hareket etmemizden, hem dört kadın tırmanıcı ile tüm ekipler arasında en yüksek kadın oranına sahip olmamızdan hem de kendimize göre ve kararlı bir stratejide ısrarlı olmamızdan. O gün de yine yol boyu yorumlar dinleyerek tırmandık. Genellikle övgüler içeriyor bu yorumlar ama arada biraz da haset dolu sorular geliyor. Örneğin, bizce en önemli güvenlik malzememiz olan kasklarımıza laf atıyor buraların “en deneyimli” şirketinin rehberleri! Bunları niye takıyorsunuz, kafanız terlemiyor mu gibi garip sorular! Sanırız asıl kendi müşterilerinden huzursuz sorular almak, güvenlik kıyaslamasına girmek istemiyorlar!

ImageHerneyse 7000’e tırmanış gününde bir de tatsız olayla karşılaştık. Kuzey boynundaki kamp yerinde bir gece geçirmiş Hintli bir tırmanıcı sabah fenalaşmış, biz oraya ulaştığımızda ABD’li doktor da henüz ulaşmış idi. Kendinden geçmiş dağcıya bir dexametazon iğnesi enjekte ettiler ve hemen aşağıya tahliyesi için sedyeleme çalışması başladı. Bir süre sonra hasta kendine geldi, sedye ile önce ileri ana kampa sonra da ana kampa indirildi. Öğrendiğimize göre beyin ödemi başlangıcı yaşamış ancak şu anda sağlığı gayet iyi imiş. Tüm bunlardan sonra 7000 metredeki kamp yerimize ulaşmış olduk. Daha önceden Şerpa’ların oraya bizim için bıraktığı çadırları kurup yerleştik. Kızlar, dört kişi bir çadırda, oğlanlar da üçer kişiden iki çadırda, toplam üç çadırdan oluşuyor 7000 metre kampımız.Önemli bir yükseklik olmasına rağmen ilk geceyi oldukça sorunsuz geçirdik. Ertesi gün öğlenen kadar çadırlarda oyalanıp öğleden sonra biraz daha yükselmek üzere yola çıktık. Kuzey boynundan sonra ilk etap 500 metrelik dikçe bir kar kulvarı, hemen sonrasında ise zirveye kadar süren kayalık etaplar başlıyor. Uzaktan göründüğü kadarıyla zirveye giden bu yol çok ürkütmedi bizi, elbette uzun, yorucu ve yüksek ama yapamayacağımız iş değil sonuçta! Bizim alışma yükselmemiz sırasında bir de Türkiye ile canlı bağlantı yaptık! Tam o sıralarda hava bozdu, tipi başladı, biz de çadırlara geri döndük. 26 nisan gecesini de kar yağışı altında 7000 metrede geçirdik. 27’sinde sabah hava açık idi,  hem yağmış olan karın yerleşmesini hem de bu arada aşağıdan rotaya ekiplerin girmesini bekledik. Öğleden sonra da toparlanıp aşağıya indik.

ImageTırmanışımızın ilk aşamasını böylece tamamlamış oluyoruz. On beş günü aşkın süredir 6400 metrede yaşıyoruz, 7000 metreye iki kez çıktık, sonuncusunda iki gece geçirdik ve 7300 metreye kadar yükseldik. Artık biraz dinlenmeyi hak ettik! Bugün ana kampa iniyoruz, bir kaç gün dinlenip kendimize geleceğiz. Kimbilir belki biraz temizlenme olanağı da buluruz!!

<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 21 - 25 Toplam: 52

                       
Her hakkı saklıdır, © 2006 - Türkiye Everest Ekspedisyonu