Everest tırmanış organizasyonları dağlardan önce Nepal’de
insanlar ve kültürler tarafından karşılanır. Yüksek coğrafyalar önce
yoğun bir kültür bombardımanı ile kapılarını açar. Katmandu, sadece
dağcı ve yürüyüşçülerin değil, Doğu’da kendini bulmaya niyetlenmiş
Batı’lıların gözde mekanlarındandır. Budizm öğretisi ortaya çıktığı
topraklardan çok, daha uzak diyarlardan inananlar toparlamaktadır.
Everest bölgesini ziyaret etmiş gezginlerin evlerinin duvarları çeşit
çeşit ve rengarenk “otantik” objelerle süslenmiştir. Dağcılar evlerine
dönerken, dua bayrakları ve çekik gözlü, bronz tenli Şerpa çocuklarının
fotoğraflarını götürürler. Oysa diğer yanda turist gözlerden ırak başka gerçeklikler de vardır:
Öncelikle
yükseklerin insanları, “Everest”i değil, “Sagarmata”yı ve
“Chomolungma”yı bilirler. Dünyanın en yüksek noktasına sahip bu dağın
yerel dillerdeki adları Nepal’de Sagarmata ve Çin’de Chomolungma’dır.
“Everest Dağı- Mount Everest” ismi, 1800’lerin ortalarında Hindistan
Araştırmasını yürüten Britanyalı subaylardan Sör George
Everest’e gönderme ile verilmiştir.
Nepal’de yaşam Katmandu’daki
turizm ortamından ibaret değildir, ülkede ciddi ölçüde yoksulluk,
etnik, ırksal, ve sınıfsal eşitsizlikler vardır. Katmandu’daki ortalama
gelir ülkenin orta ve batı bölgelerinden 5 kat fazladır.
Nepal’de
1996 yılında başlatılan Maocu halk ayaklanması sürmektedir. Ülkede
ciddi rakamlarda kayıplar ortaya çıkaran bir iç savaş vardır.
Nepal
onlarca yıldır siyasi olarak çalkantılar geçirmektedir, halk
ayaklanmasının yanı sıra 2001 yılında kraliyet ailesinin tümü
katledilmiş, yaşanan siyasi kargaşa tüm ülkeye yayılmıştır. Çok çeşitli
siyasal yapıları barındıran Nepal parlamentosu yıllardır Maocu
gerillaların baskısıyla monarşi ile cumhuriyetçilik arasında gidip
gelmektedir.
Dünyanın en yüksek dağlarını sınırlarında
barındıran bir diğer ülke Tibet, 1950 yılından beri Çin Halk
Cumhuriyeti denetimindedir. Ülkenin dini lideri Dalai Lama,
Hindistan’da sürgünde yaşamakta ve Tibet ile ilgili siyasi
çalışmalarını yürütmektedir.
Tibet’te 1970’lerin sonunda Çin
yönetimi tarafından dinsel özgürlükler tanınmış, izleyen yıllarda
göçler teşvik edilerek bu ülkede Çin’den gelen insanların yerleşimi
sağlanmıştır. 1986 yılından beri de Tibet turizme açılmıştır. Bu
gelişmeden sonra Batılı ülkelerden gelen turistler, yürüyüşçüler ve
dağcılar Chomolungma ve çevresine Tibet’ten de ulaşabilir olmuşlardır. |