İlk tırmanışın gerçekleşmesinin ardından Everest’in zirvesi pek çok
ülke açısından ulusal hedef olma niteliğini uzun yıllar korumuştur.
1970’ler dünyanın en yüksek noktasına ulaşmada “ilk”leri ve “en” leri
gerçekleştirme yarışının hız kazandığı yıllar olmuştur. Bu yıllarda iki
bloklu dünyanın dağcılığa yansımaları da önem kazanmıştır.
Tek kişilik başarılar ve efsaneler yaratmaya meyilli Batı dünyası ile
Doğu bloğu ülkelerinin takım tırmanışları arasında önemli fark vardı.
Bu tırmanışlar,
alışılagelen, yerel halktan sporcuların rehberlik, taşıyıcılık ve bir
yandan da hizmetkarlık ettiği Batılı tarza benzemiyordu. Bu farklı
tarzda takımlar, bütün ekibin
kolektif çalışmasıyla en iyi sporcuların zirveye ulaşmasını
hedefliyordu.
 1980 Polonya Takımı
1979 yılında Yugoslavya takımı batı sırtının ilk
tırmanışını gerçekleştirdi. 17 Şubat 1980’de ise bu kez Polonya,
kalabalık ve son derece güçlü bir ekiple Andrzej Zawada liderliğinde
dağın ilk kış tırmanışını gerçekleştirdi. 1982 yılındaki ekspedisyonda
Yevgeni Tamm liderliğindeki Sovyet takımı, aralarında yerel rehber
olmayan 11 sporcusunu zirveye ulaştırdı. Benzer şekilde 1984 yılındaki
Bulgar ekibi, yerel rehber olmadan dört sporcusunu zirveye ulaştırdı.
Takımdan oksijen desteği kullanmadan zirveye ilk ulaşan
Hristo Prodanov üzücü bir şekilde inişte fırtınaya yakalanarak hayatını
kaybetti. Yüksek
irtifa tırmanıcılığında Sovyet ve doğu bloğunun takım tırmanışı ekolü,
aradan sıyrılıp yıldızlaşan ve “ünlenen” bazı sporcular dışında
çözülüşten sonra da sürdürüldü. |